1 Haziran 2020 Pazartesi

Rutinini değiştir! Hayatın değişsin!


Sonunda, herkeslerin bu Corona dönemini tarif ettiği o "durma" zamanını (bana göre totomu koltuğa koyabilme fırsatını) yaşamaya nail oldum. Çok şükür. 

Bu #evdekal 'dığımız 19 Mayıs ve Bayram tatilleri, zorunlu aldığımız yıllık izinlerlerle birleşince ve işler de yavaşlayınca, o
  • sabah kalk
  • kahvaltı hazırla, topla
  • fırla bilgisayarın başına; koştur koştur mailler, telefon trafikleri, Skype ve Zoom meetingleri
  • öğlen, akşam ne yenecek? Planla; Migros siparişi hazırla; gelen siparişi deterjanlarla her bir ürünü sil, kaldır, yerleştir
  • yemek pişir; sofra kur, kaldır
  • bulaşık makinesi dolmuş, çalıştır, boşalt, yerleştir
  • çamaşır; ütü
  • toz al; temizlik
rutinimin içinden, en az 09:00-18:00 çalışma temposu çıkınca, o toto o koltuğa kondu!





Dur, hemen konamadı. Bu sefer de "boş zamanım çıktı, bir hobi ile değerlendirmeliyim" paniği ile "o canlı yayın benim, bu online ders senin" girdabına yakalandım. Oradan çıkmam tam 5 günümü çaldı! 

Yaw hani durma zamanıydı?! Allahım bu ne? Beynim döndü! Her yerden online ders akıyor. Canlı yayınlar durmuyor. Hayır bir de "baskı" oluşturuyor. Online ile normalde katılamayacağım dersler ayağıma geliyormuş! Yok, başka zaman yakalayamayacağım indirimler varmış!  Bir daha ne zaman fırsatım olacakmış! "Kaçırıyorum" korkuları sarıyor dört yanımı. İş rutini gibi telaşlar, yetişmeye çalışmalar, koşturmalar yine! 

Instagram'dan soğudum yeminle.
Koydum aramıza "sosyal mesafe"'yi bir süre.


Sosyal mesafe


Uzak durdum. Hepsinden. Bu "sosyal dünya"'dan da, telefondan da! Hava da ne güzeldi. Balkonda boş boş oturdum. Sabah güneşi ayrı, akşam güneşi ayrı açılardan vuruyor ön balkona. İkisinin keyfi birbirinden bambaşka. Sabah güneşini pek sevdim. Kaçırmamak için erken uyanır oldum. Gözlerimi kapatıp, güneşe bıraktım yüzümü. Sonra uzunun uzun izledim gözümün alabildiğini. Bulutlar ne güzelmiş! Ne çok yeşillenmiş İstanbul! Oh o ne güzel sessizlik! Kuşlar nasıl da şakıyor! Bu kediler ne keyif düşkünü! Komşularımı keşfettim ilk defa. Şu karşı apartmanda, 2 kız kardeş, babaları ve annelerinden uzakta, arka balkonda takılıyorlar. Yan apartmanda 2 çalışan kız, ön balkonda bolca kitap bitirdiler. Kısa çalışma ödeneğinden yararlanıyor olabilirler, online çalıştıklarını görmedim çünkü. Köpeklerini dolaştıran uzun kıvırcık saçlı kadının meğer 2 de kedisi var. Derya, anne ve babasını da yanına almış. Ya aslında 65 yaş üstünü korumak için onlardan uzaklaşmak daha iyi değil miydi?

O "pideci geldi", "ekmek geldi", "baklava var" megafon anonsu ile bir heyecanlı kalabalık toplanıyor aşağıda. Mesafeli bir sıra oluşuyor arabanın başında. Çocuklar öğrenmiş. "Pideci geldi anne" diye heyecanla bağırşıyorlar. 
Ben eskilere, mahallede dolaşan seyyar satıcıların "domates, biber, patlıcan" seslerine gidiyorum...

Bıraktım bir şeyleri "kaçırıyorum" endişelerini! Bıraktım boş zamanını illa "değerlendirmek" zorunluluğu inancını!
Boş boş, ama boş boş, hem de, öylece boş boş oturdum! DURDUM! Ve nasıl iyi geldi, AN-LA-TA-MAM!






Sabah keyfini o kadar çok sevdim ki, yıllardır ve neredeyse doğduğum günden bu yana, hayatımda hiç, çalar saatsiz ve en az 10 kere ertelemesiz yataktan kalkamamışken, kendiliğimden sabah 07:00'den önce ve müthiş dinlemiş uyanır oldum. Yaw artık saat kurmuyorum uyanmak için, şımarıklık o derece. Beni 24 yıldır tanıyan Koca Bey, gözlerine inanamıyor. Defalarca çalan telefonum, vakti zamanında ayrı ayrı çalan ve ayrı yerlerde duran, 3 ayrı çalar saatim olmadan, yanından sessizce uyanıp kalkmamı şaşkınlıkla izliyor. Hatta horlamaya devam ediyor.
Ben, kendim de şaşkınım! Zira, sabahları hiç sevmedim bugüne kadar!!!





Ve nasıl canlı bir enerjiye sahibim. Ev işleri artık yormuyor, her gün yapasım geliyor. Zamansızlıktan acele ile yaptığımdan olsa gerek, asıl şimdi yemek yapmanın ve başkalarına yemeğimi sunmanın müthiş keyfine varıyorum.




Galiba, 5 yıl önce, 20 yıl boyunca günde "en az" 1 paket Camel içen pis bir tiryakiden kurtuluşumdan bu yana, bir benzer güzel dönüm noktasındayım.





Şöyle bir düşününce, bu yeni düzen, dönüşümlü evden çalışma modeli, aslında sirkadiyen ritimlere, kronobiyolojimize, biyolojik saate, yani Ayurvedik günlük döngüye uyma fırsatı sağlıyor. Bir kere bu İstanbul memleketinin en büyük problemi trafiklerde perişan olmuyorsun. En az 2 saat kardasın! Fena mı?! En önemlisi: stresi yok! Evde çalıştığın günlerde, giyinip, makyaj derdi, saçını yaptın derdi de yok. Yoga taytınla tüm gün takıl. Kah bilgisayarın başında, kah matında!

Madem koşturmasız doğru saatte uyuyup, şahane enerjik Ayurvedik saatte uyanıyorum, bu dönemi, süper sağlık ve gençlik için fırsata çevirebilirim. Hatta belki kilo bile veririm.(YEEEEEEEEEEEESSSSSS!!!!) Hiç almadım aynıyım gerçi: 69,9! Hani daha da alsam obezliğe resmi olarak da adım atmış olacağım ya, neyse!
Şimdi aslında tam da zamanı! İster misin Temmuz'a 50 küsürleri yeniden görerek gireyim!
Yazının başlığını şöyle mi atsaydım: "50'sine dayanmış bir menapozlunun hayali!" 🤪

Ben hayalimi yazayım ve gözümde canlandırayım da!
Yalnız, yapınca oluyor! Bunu da hatırlıyorsun değil mi?!!!!

Ayurveda Doktorunun dediğini duydun: "Fazla kilo tedavi edilmesi gereken bir hastalık!"
E tansiyon da ara sıra zıplamaya başladı. Büyük 15'lerde falan. Her bir fazla ağırlığın kalbe, damarlara o derece baskısı oluyor tabi. Böyle giderse, sokağa çıkma yasağı olan kronik hastalar arasına katılacaksın, diyeyim.





Bir de Hintli doktorumuz ne diyor: "Kapha zamanı ağır yersen obez olursun" diyor!
Ağır derken, hem miktar hem de sindirim zorluğu, süresinden bahsediyor.

Ayurveda'ya göre her öğünde iyi bir sindirim için mideyi sadece 2/3'si kadar doldurmak ve kalan 1/3'ni boş bırakmak gerekiyor. Her insanın kendi iki avuç içini bir kase gibi birleştirdiğinde içine sığacak kadar yemek midenin 1/3'ini dolduruyor. Buna 1 porsiyon dersek. Optimal sindirim için her öğünde en fazla 2 porsiyon (2 kere 2 avuç içi dolusu) yemek yemek lazım geliyor. (Amanın benim eller ne kadar küçük!)






Sindirimi zor ve zaman alan besinler: tahıllar ve tahıl ürünleri, baklagiller, her türlü et, tavuk, balık ürünü, yumurta, peynir, yoğurt ve kuruyemiş. Sindirimi yavaş ve zor olan ve zaman alan tüm besinleri sindirim ateşinin tavan yaptığı güneşin en tepede olduğu öğle saatinde yemek gerekiyor. Özellikle de proteinler.

Olay şu: sindirim ateşinin en yüksek olduğu öğle saati Pitta zamanı var ya, o gece tekrar geliyor. Ama bu sefer midede ve ince bağırsaklarda sindirilen her şeyi dokulara çeviriyor. Bütün beden ve zihin yeniden yapılanıyor. İyi bir gece "sindirimi" için: bir, mide boş (o gün yediğin her şey sindirilmiş olarak) yatacaksın, mutlaka o 23:00-03:00 saatlerinde derin uykuda olacaksın, bir de o dokuları besleyecek faydalı gıdaları tüketmiş olacaksın, toksinleri diyetine yaklaştırmayacaksın. (Toksinler listesi için buraya tıkla.)

Sabah, Vata saatinde bedenin seni "Uyan uyan, sindirimin son aşaması için tuvalete koş." diye uyandırıyorsa ve sabah rutininde dilini sıyırmadan önce kontrol ettiğinde dil üstünde birikmiş kalın beyaz veya yeşil tabaka da yoksa, müthiş sağlıklısın, turp gibisin demek oluyor.






Ayurvedik Gün


Not: İleri saat uygulamasında yaşadığımızdan buna 1'er saat eklemek lazım. Yani güneşin tam tepemizde olan öğle saati aslında 13:00.



Ayurveda, sağlıklı bir hayat için, vücudumuzun biyolojik saatine yani bu günlük ve mevsimsel döngülere göre yaşamayı öğütler. Kaçta ne yaptığın, ne zaman ne yediğin, mevsimine göre beslenmek çok önemlidir. Dr. Suhas Kshirsagar (Ayurvedik Doktor) ve Michelle D. Seaton (Araştırmacı, Gazeteci), Rutinini Değiştir, Hayatın Değişsin! başlıklı kitaplarında en güzeliyle anlatmışlar. Çok detaya girmeden, genel hatlarıyla tüm konuyu kapsayan, harika bir Ayurveda Günü kitabı. Hararetle tavsiye ederim.






Kadim bilgilere, Vedalarda yazılanlara inanmayanlar için Ayurvedik Gün'ü kanıtlarcasına hazırlanmış, sirkadiyen ritmini detaylı araştırmalarla anlatan Dr. Satchin Panda'nın eseri The Circadian Code'u da okusun. Türkçesi yok bildiğim kadarıyla.






Gelelim en Ayurvedik, yani en sağlık dolu ve ömür uzatan ve de bedeni genç tutan, günlük yaz programına:

Hemen araya gireyim, ÖNEMLİ: Ayurveda Hocam, Ayurveda'nın insan ömrünü uzatmayı hedeflediğini, ama asıl o uzun ömrü hep dinç ve zinde bir beden ve zihinle yaşamayı sağladığını söyler. 
Şimdi tam sözü hatırlayamadım ama, bir Vedik atasözü benzer şekilde de şöyle der:
Ayurvedik rutinlere uyanlar 100'ünde 18'lik olur!

Emeklilik hayallerimin ne çok olduğunu ve daha oraya gelmeye de en az 10 yıl lazım geldiğini düşününce...





Yaz için Ayurvedik Gün


06:45 Günaydın. Gülümseyerek bir uyanış ile yatakta kedimsi gerilmeler; yeni güne şükredişler, dualar; hangi burun deliğinin daha aktif (daha rahat nefes alış) olduğu araştırmaları ve farkındalığı; aktif taraf (nefes alan sağ veya sol burun deliği) ile yere basarak (Toprak Ana'ya sevgiyle) yataktan kalkış.

07:00 Tuvalet ve sabah temizlik, masaj, banyo rutini

08:00 Pranayama (sağ ve sol burun nefes alış ve akışlarının dengelenmesi)

08:15 Açık havaya ve güneşe çık; min. 15 dakika yürüyüş (balkona çıkıp, sabah güneşini alıp, evin içinde bir yürüyüş temposu da işe yarar)

08:30 Tibet'in 5 Ayini (Video için buraya tıkla.)

09:00 Surya Namaskar (Video için buraya tıkla.)

09:30 Meditasyon 

09:50 Kahvaltı: Bir porsiyon taze mevsim meyve

13:00 Öğle Yemeği: Sindirimi ateşleyen baharatlar (zerdeçal, zencefil, kişniş tohumu, kimyon tohumu, hardal tohumu, defne yaprağı, dağ kekiği, biberiye, kırmızı tatlı biber, karabiber, şeytantersi) ile hazırlanmış protein, sebzeler, tahıllar ve salatadan oluşan iki porsiyon.

13:30 15 dakika yürüyüş (açıkhava ve gün ışığında olursa şahane)

16:00 Plank ve kas çalıştıran türlü hareketler (ofis günündeysen 15 dakika açıkhava yürüyüşü)

17:30 Akşam Yemeği: Bir porsiyon sarımsak ve soğanla hazırlanmış mevsim sebzelerinden zeytinyağlı (-ki bence en iyi tercih, zira müthiş şifalı) veya nefis bir zeytinyağı, limon ve hardal soslu yeşillik ve diğer salatalık sebzelerinden oluşan vegan salata.

18:00 15 dakika yürüyüş (açıkhava ve gün ışığında olursa şahane)

21:30 Yin Yoga; Yüz Yogası; Yüz, vücut, ayak masajı. Uykuya hazırlık yani.

22:30 Haydi uykuya






25 Şubat 2020 Salı

Önümüz Bahar!



Bahar diyorum... Geliyor...

İlk Cemre düştü ya...

İçimiz, gönlümüz, yeniden açılıyor...

Doğa ve onun bir parçası beden, o derin uykudan uyanıyor...





Amanın, işte o uyanış biraz zorlu ve dikkat isteyen bir süreç!
Yaw tam romantik olacağım, şiir yazıyorum, çıkıyor içimdeki Ayurvedik Sağlık Polisi!!!

Cemreler zamanı, bahara uyanıştır. Aşırı yüksek yin zamanından çıkıştır. İçe dönme, kış uykusu, yeme içme, yatmadan tekrar canlanmaya geçiştir. 

Doğanın ve onun bir parçası olan bedendeki elementlerin ve dosha'ların değişim zamanlarıdır. Cemre (yani kor; ateş elementi) önce havaya (19-20 Şubat), sonra suya (26-27 Şubat) ve sonuncusu da toprağa (5-6 Mart) düşer. Vata sezonundan (eter ve hava elementleri) Kapha sezonuna (su ve toprak elementleri) geçiştir.





Bu geçiş dönemleri, güçlü, yüksek ve muazzam enerjiler barındırır.
İşte böyle dönemlerde, bizler de, doğanın, evrenin o dönüşüm enerjisinden faydalanabilmemiz için, bedeni çok meşgul eden sindirim ile yormuyor olmak lazım gelir.
Bu Cemre günlerinde oruç tutmak, mesela sadece meyve yemek, çok iyidir.

Hem zati, kışın yiyip içip yattığımız, o yağlar işte tam da bu dönüşümde harcanmak için birikmiştir.
Güç toplanmış, şimdi onu harcama zamanıdır.






Süt, peynir, yoğurdu, eti, ağır yağları, ekmek, hamuru, gluteni, şekeri, tatlıyı, çerezleri, hazmı zor olan her şeyleri bırakmak ve tuzu da azalmak lazım.   

Zencefil, zerdeçal, karabiberin tam zamanı. Geceden ıslatılmış baklagiller, gluten içermeyen hububatlar, bolca sebzeler ve meyvelerin zamanıdır. 
Sabahları limonlu ballı su ile güne başlayıp, mümkünse kahvaltıyı atlayıp, belki 11:00 gibi bir meyve ve sonra 13:00'te güzel bir çorba ardına zeytinyağlı ya da etsiz tencere yemeği. Akşam 18:00'de de meyve veya buharda sebzeler veya yağsız salata.

Hala havaların soğuk olduğunu unutmadan, tüm gün sıcak limonlu su ve bitki çaylarına devam etmek lazım. Akşam elma sirkeli su şahane gider.





Hareket etmenin de tam zamanı şimdi. Hele hele sabahları Surya Namaskar'lar, yemeklerden sonra yürüyüşler pek faydalı. Güç antremanları yapmanın faydası çok. Plank zamanı, yani.

Sabah vücut fırçalamaları, saunalar, buharlar, masajalar nefis gider doğrusu.





Gerçi tam da oruç tutacak olduğum 2. cemrenin düşüş tarihlerinde, Perşembe ve Cuma büyük organizasyonlarım var, akşam geç saatli. Aslında Çarşamba günü meyve orucumu tutabilirim sanki. Yani, bir gün öncesi (Salı) akşamında 18:00'de yediğim meyveden sonra Çarşamba günü 11:00'de meyve, 13:00 meyve, 18:00 meyve yerim. Yine ertesi gün (Perşembe) 11:00'de meyve ve 13:00 öğle yemeği ile devam ederim. Aralarda da bolca limonlu ılık su ve bitki çayları.
Son cemre düşerken, -ki yine (yine diyorum zira, tüm bu bizdeki Kadim bilgiler, onlarda da başka adlarla ortaya çıkıyor) Hintlilerin oruç tuttuğu Vedik ay takviminde Ekadashi'ye denk geliyor-, 5 ve 6 Mart tarihlerinde kısmetse meyve orucumu tutayım.

Diğer günlerde de en temizinden yukarıdaki beslenme programı ve günlük ritüellerini de yaparsam, en nefisiyle Bahar'a girerim.




15 Ocak 2020 Çarşamba

Kış Programı



Ah bir fırsat bulsam da yazsam! Neler neler öğrendim bu Ayurveda derslerinden! Ne müthiş, ne zihin açan, hatta bilmem kaç seviye birden bilinç atlatan cinsten muazzam kadim bilgiler…
Ahh bir yazsam! Uzun uzun konuları anlatsam! Yok ki anasını satayım zaman!

Yazmak için emekliliğini bekleyen zavallı Beyaz Yakalı! Tüm hayallerini emekiliğe bırakanlardan! EYT'yim bir de ben! Yaşı olan anlar; yani emeklilikte yaşa takılanlardanım! Hayır, "emekli olsam, daha fazla insana yararım olacak, daha müthiş üretimlerim olacak" diyorum ama dinleyen de duyan da takan da yok! Neymiş, İskandinav ülkeleri bu sistemle batmışmış!!! Onlar insan koşullarında çalışıyorlar ve genç nesilleri çok az diye uzun uzun yine anlatasım var da... İş şartları, yaşam şartları, neredeyse yılın yarısı kadar tatilleri (2014'te konuyu ne tatlı yazmışım, yeterince tatil yapamamak hırsıyla: "Asgari Tatil ile yap bakalım programını #beyazyakalı!". Kıyamam!; yazı için tıkla!)... Maaş desen...
  • Norveç 7.sırada: Kişi başına düşen milli gelir: 72,566 dolar
  • Danimarka 14.sırada: Kişi başına düşen milli geliri: 55,230 dolar
  • İsveç 16.sırada: Kişi başına düşen milli gelir: 52,147 dolar
  • Türkiye ise 10,153 dolarla, kişi başına düşen milli gelir sıralamasında 76. sırada
Zati gelir seviyesinin mutluluk seviyesi ile hiç bir alakası yok da, ben yine de "ekonomik olarak battılar" için açıklama yapayım istedim.

Kopenhag


Buyurunuz Birleşmiş Milletlerin (BM) yayımladığı Dünya Mutluluk Raporuna: Der ki; dünyadaki en mutlu ülkeler, en zengin ekonomiler değil, güçlü sosyal devlet ve kurumsal desteği bulunan ülkeler.
Ülkelerin gelir, sağlıklı yaşam beklentisi, sosyal destek, özgürlük, güven ve cömertlik değişkenleri bakımından kıyaslandığı raporda, birinciliği alan ülke Finlandiya. Wuhuuuuuuu. Bu bir İskandinav ülkesi değil mi?!!!!! Finlandiya'yı ilk 10'da Danimarka, Norveç, İzlanda, Hollanda, İsviçre, İsveç, Yeni Zelanda, Kanada ve Avusturya takip ediyor. İlk 10'da 5 İskandinav ülkesi yer alıyor!
Daha da bir şey demiyeyim!!!!!!


Muhteşem Kopenhag belgeseli Işıl Bayraktar Thomsen


Sisteme bir kaç saydırıp, içimizi döktüğümüze göre, şimdi konumuza geçebiliriz. 

Allah'tan şu "Temiz Kasım"'ı yapmışım, yoksa ne olurdu şu an halim hiç bilmiyorum?! O Aralık ayının 09:00-22:00 çalışma temposuna, neredeyse her akşam eklenen yemekler, içmekler, davetler, buluşmalar, coşmalar, kudurmalar… Hafta sonlarına girmiyorum bile.

Velhasıl, hemen bir Kış Programı yapayım, en acili ve en Ayurvedik düzenlisinden.




Kış günü rutinler pek mühim. Sabah 06:30 gibi uyanıp, sabah rutinimi ve meditasyondan, pranayamaya, surya namaskaraya kadar hepsini gün doğmadan yapayım.


Yemek şu düzende:

09:00: Akşamdan suda bırakılmış ceviz ve çiğ bademler (bir avuç) ve bir kaşık tahin pekmez. Bir kaç kuru meyve de eklenebilir.

12:30: Öğle Yemeği: Canın ne isterse, ne kadar çekerse hepsini yiyeceğin en kral öğün. Baklagil dahil tüm proteinler bu öğünde alınacak.

17:30: Sebze ya da meyveden oluşmalıdır. Sebze çorba veya etsiz sebze yemeği ya da salata ya da sadece meyve. İlk zamanlar, erken akşam yemeği zor olabileceğinden, haşlanmış 2-3 yumurta da olabilir.

Mevsimde ne varsa o yenecek. Elbette ki, olabildiğince, GDO, koruyucu, renklendirici, tatlandırıcı, hormonlu, antibiyotikli, pestisit, işlenmişlerden uzak durulacak.
Yemek aralarında bol bol sıcak su, taze zencefil ve limonlu şahane olur, ve bitki çayları içilecek.

İşten eve gelir gelmez meditasyon yapmak, o akşam yeme ve içme sapkınlıklarının önüne geçecek! Hatta 1-2 dakika da plank'a durmak, aklını bedenine getirecek!

22:00 dedin mi, yatakta yatmış, mışıl mışıl uykulara dalmak üzere olmalısın.





"İşten en erken 22:00'de çıkıyordum zati. Arkasından biraz dinleneyim, azdan kafam dağılsın derken, alıştım gecelere, hatta gecelerden sonra yatmalara... Nasıl olacak ki şimdi o iş?" diyorsun!

Bir anda olamayacaksa da, şimdi yine çok önemli olduğunu tekrar tekrar öğrenince, ve zaten Aralık boyunca herkeslerle partileyip akşamlara gecelere, arkadaşa dosta, yemeye içmeye doyduğunu düşünersek (!!!), artık bir zahmet evine dönüp kışı gerektiği gibi geçirmenin zamanı gelmedi!
Ayırca, illa bir halt yiyeceksen, gündüzler çuvala mı girdi? 🤪





"İş seyahatlerim var; hem de yurtdışılı! Hem de bu haftasonundan gitmem gerek!", "O geçsin, sonra başlarım..."

O geçsin, bu geçsin!! Nereye kadar Bikinim?! Hayatta önüne hep bir şeyler çıkacak zaten.

Bana bak, ya çıkarsın hemen o "battı balık yan gider" bataklığından ve derhal dönersin "ne yaparsan yanına kar", "hiç yoktan iyidir" akıl ve fikrine, ya da...

Aaaa tamaaaam, her akşam "Bugün bedenin için ne yaptın?" sorusuna sosyal medyada, cümle aleme hesap verilecek!





Ve Susan Miller ne diyor Ocak ayı falında?! Tüm yıldızlar senin için toplanıp, incel diye yardımına sıralanmış! Evet aynen! Satürn ve Plüton aradığın disiplin için arkandalar. Mucizelerin gezegeni Jüpiter de Ocak itibari ile neredeyse tüm yıl altıncı evinde olacak. İçgüdün seni sağlıklı olandan yana tercihler yapmaya itecek, doğal olarak kolayca kilo verecek, ve yüksek enerjilerle dolu olacaksın.

Evren senden yana bebeğim!

Öyleyse, tarih yazmak için şahane bir yıl bu 2020! Değil mi?!






3 Kasım 2019 Pazar

TEMİZ Kasım!


Sonbahar gelemedi ki "Sonbahar Temziliği"'me girişeyim. Havalar daha düne kadar yazdan kalma hallerdeydi. Yapraklar daha dökülmedi, kimi hala yemyeşil. Temmuz'da aralıksız yağmurlar, Kasım'da nerdeyse hala yaz... Küresel ısınma, sözde modern yaşam koşulları, yükselen binalar, artan nüfus... İklimler değişti!

Bu Homo Sapiens, küresel ısınma nedeniyle son 120 yılda dünyanın eksenini 12 metre kaydırdı!

Dünya yalpalıyor!






Greta Thunberg: “En kötü senaryonun önüne geçmek istiyorsak değişimin hemen şimdi gerçekleşmesi gerekiyor. İklim krizi yalnızca hava durumuyla ilgili değil. Aynı zamanda yiyecek ve su kıtlığının ortaya çıkması; bu nedenle de yaşanabilir alanların daralması, yeni sığınma taleplerinin ortaya çıkması demek. Korkutucu bir durum.”



Greta 16 yaşında!


Greta ve arkadaşlarının iklim değişikliğiyle mücadelede adım atmadıkları için şikayet ettikleri Devlet amcalar, bunlardan biri de Türkiye, sessizizliklerini korumaya devam ediyor.







Ayurveda'ya göre, mevsimleri bedenimiz de yaşar. İç sistemimiz, -bir süredir hep üzerinde durduğum, daha doğrusu, tüm sağlık konularının dönüp dolaşıp vardığı yer- sindirim sistemimiz, mevsimlerle değişir. Mikrobiyota değişir. İhtiyaçları da bu mevsim döngülerine göre farklılaşır. Yazın ihtiyacımız olan iyi bakteriler ile kışın almamız gereken iyi bakteriler tamamen farklıdır. Ve ne muazzam bir şeydir ki, mevsimin sebze ve meyveleri, o mevsimdeki bağırsak florasının ihtiyaçlarını mükemmel bir şekilde karşılar. Yani, mevsimde yemek, bedenimize ve ruhumuza çok iyi gelir ve yapabileceğimiz en sağlıklı şeydir. Ve hatta dünyaya, iklimlere de iyi gelecek en yapılabilir, en kolay çevre aktivistliğidir. Ha tabi şu saçma sapan deli tüketimi de azaltmak ve "Alabildiğin kadar değil, yiyeceğin kadarını al!" harekatına katılmak gerekir.  

Şimdilerde moda olan ve daha çok günlük rutinler için kullanılan sirkadiyen tabiri, batı tıppının henüz keşfedemediği üzere, aslında mevsimsel döngülerdir. Kadim bilgilere her gün biraz daha hayranlık duymam ve derinlemesine öğrenmeye, araştırmalara dalmak istemem boşuna değil. Kim bilir daha keşfedilmemiş, anlaşılamamış ne sırlar var.
Gençlik iksirini bulan ben olacağım, bak buraya yazıyorum. 🤪



https://www.instagram.com/bikiniprojesi


Gelelim başlığını attığımız üzere, şu yeni gelen Sonbahar'ı TEMİZ bir Kasım ile taçlandırmaya. 
Öncelikle "Sonbahar Temizliği" yazımdaki detayları ve günlük rutinimi tekrar hatırlamak için şuraya linkini bırakayım. 👉🏼 Tıkla!






İlk iş, hatta aslında ömürlük, şu bağırsak floramızı zehirleyen TOKSİKlerden kurtulalım:
  • Alkol
  • Şeker, tatlandırıcılar, agave, Maple, mısır şurubu
  • Fast Food ve kızartmalar (pizza, hamburger, beyaz un, ucuz margarinlerle yapılmış börek, poğaça, pasta, vs.)
  • Paketli ürünler; koruyucu, renklendirici, tatlandırıcılar
  • GDO; mısır ve soya ve ürünleri
  • İşlenmiş yağlar: margarin, trans yağ, hidrojene yağ
  • İşlenmiş et: sosis, salam
  • Kafein
  • Gluten: buğday, arpa, çavdar (hamur işleri)
  • Hormonlu ve antibiyotikli süt ve ürünleri
  • Suda bekletilmemiş, filizlendirilmemiş baklagil, tahıl, tohum ve kuruyemişler


Bağırsak floramızı iyileştirecek ŞİFA DOLU yiyecekleri yüceltelim:
  • Organik mevsim sebzeleri
  • Organik mevsim ve kuru meyveler
  • Baklagil: Mercimek ve maş fasulyesi gibi daha küçük taneli bakliyat (geceden, en az 12 saat suda beklemiş, ya da bir kaç gün filizlendirilmiş)
  • Tahıl: Kinoa, karabuğday, Basmati pirinci (bunlar da geceden, en az 12 saat suda beklemiş)
  • Fermente yiyecekler (sebzeler, badem, organik yoğurt ve kefir)
  • Mikro filizler (chia, keten tohumu)
  • Sağlıklı yağlar: Ghee, soğuk sıkım hindistancevizi yağı, soğuk sıkım zeytinyağı, soğuk sıkım susam yağı, soğuk sıkım keten tohumu yağı
  • Kemik, ilik, paça suyu (serbest gezen, doğal otlayan, mera hayvancılığı, antibiyotik ve hormonsuz) ve mevsim sebzeleri ile çorbalar
  • Serbest gezen, doğal otlayan, antibiyotik ve hormondan uzak; organik hayvansal ürünler; yumurta
  • Doğal avlanan, çiftlikte yetişmemiş, deniz ürünleri ve Omega-3 zengini chia
  • Taze ve kuru baharatlar: çemenotu tohumu, defne yaprağı, dereotu, kale, karabiber, karanfil, kırmızı biber, pul biber, kimyon, kişniş, maydanoz, nane, rezene, şeytantersi, tarçın, zerdeçal ve zencefil






Besinleri aynı öğünde nasıl eşleştirdiğin, birlikte yediğin önemlidir. İyi bir sindirim için Ayurveda enerjileri tamamen farklı olan yiyecekleri aynı öğünde yememeyi öğütler. Aşağıda uzunca bir eşleştirme kuralları ekledim. Hemen alışılamasa da, şu en önemli 2 kuralı uygulamak ile başlayayım:

  1. Meyveler tek başlarına yenmelidir. Öğünlerden yarım saat önce ya da 3 saat sonra. Süt ve yoğurt ile asla birleştirmemek gerekir.
  2. Süt ürünleri (süt, peynir, yoğurt, ayran) diğer hayvansal ürünler ile et, balık, tavuk, yumurta ile birleştirmemek gerekir. Zati, aynı öğünde tek bir protein çeşidi yeterlidir.
  






Yemek rutinim, saatlerim aynen "Sonbahar Temizliği" programım ile aynı. 👉🏼 Tıkla!

Bu yıl yine, tam bir Kitchari Orucu da tutasım var. Tarihlerini ve detaylarını şöyle belirleyeyim:





Kasım başı temiz temiz beslenmeye başlamışken, Kasım'ın 2. haftası tam bir Ayurvedik Sonbahar Detoksu için şahane bir zamanlama derim.



Pazartesi-Çarşamba: 11-13 Kasım
  • Toksiklerin yanı sıra, Ghee hariç, tüm hayvansal ürünleri hayatımdan çıkarayım.
  • Bütün gün sıcak zencefil çayı ve sindirim çayı yudumlamaya, tüm Temiz Kasım boyunca yapacağım üzere devam edeyim.
  • Yatmadan önce, 1 çay kaşığı psyllium husk ile 1 çay kaşığı öğütülmüş keten tohumunu ılık ya da oda sıcaklığında su ile karıştırıp hüpleteyim.

Perşembe: 14 Kasım
  • Kahvaltı yerine 1 yemek kaşığı Ghee
  • Ghee iyice sindirildikten sonra, -ki kolay kolay karın acıkmıyor, öğlen hatta 16:00'ler olabiliyor- yani acıkınca bir tabak Kitchari.
  • Akşam tekrar acıkılırsa bir tabak daha Kitchari
  • Yatmadan önce, 1 çay kaşığı psyllium husk ile 1 çay kaşığı öğütülmüş keten tohumunu ılık ya da oda sıcaklığında su ile karıştırıp hüpleteyim.

    Cuma: 15 Kasım
    • Kahvaltı yerine 2 yemek kaşığı Ghee
    • Ghee iyice sindirildikten sonra, -ki kolay kolay karın acıkmıyor, öğlen hatta 16:00'ler olabiliyor- yani acıkınca bir tabak Kitchari
    • Akşam tekrar acıkılırsa bir tabak daha Kitchari
    • Yatmadan önce, 1 çay kaşığı psyllium husk ile 1 çay kaşığı öğütülmüş keten tohumunu ılık ya da oda sıcaklığında su ile karıştırıp hüpleteyim.

    Cumartesi: 16 Kasım
    • Kahvaltı yerine 3 yemek kaşığı Ghee
    • Ghee iyice sindirildikten sonra, -ki kolay kolay karın acıkmıyor, öğlen hatta 16:00'ler olabiliyor- yani acıkınca bir tabak Kitchari
    • Akşam tekrar acıkılırsa bir tabak daha Kitchari
    • Yatmadan önce, yarım bardak limonlu su ile 1 yemek kaşığı hint yağı (castor oil) içilecek. Bu ertesi sabah ve gün boyunca birkaç tuvalete koşturma durumu yaratacaktır. O yüzden Pazar günü için plan yapmayıp, günü evde geçirmek iyi olacak.

    Pazar: 17 Kasım
    • Dinlenme günü
    • Bolca sebze çorbaları ve buharda sebzeler

    Pazartesi: 18 Kasım
    • 11-13 Kasım yiyeceklerine dönüş

    Salı: 19 Kasım ve sonrası
    • Yeniden Temiz Kasım beslenme rutinine dönüş.
    Kaptırmışken şöyle yeni yıla sonra ömürlük devam etsem, ne şahane olur. Adını da "temiz yıllarım" koyarım. Ara sıra kırmızı şarap gecelerimiz olabilir sanki ya, du bakalım.



    Ve bir de çok güzel bir Kitchari tarifi buldum. Hem de Türkçe. Hem de Ayurveda'da baharatların kullanımını şahanesiyle de gösteriyor.





    Şifa olsun.

    Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...